Çocuk Ve Televizyon

Dünyanın en zor yetişebilen varlığı olan insan yavrusu 24. ayını doldurduktan sonra başlayan süreç içinde cinsel kimliğini (kız-erkek ayırımı) kazanmaya başlar. Cinsellik ayırımını fark eden çocuk hemcinsi olan anne ya da babasına benzemeye çalışır. Bu olgu çevreyi örnek alma isteğini belirleyen ilk adım sayılır. Kız çocuk annesini, erkek çocuk ise babasını örnek almaya başladığı 36. aydan sonra başlayan süreçte; onlar gibi giyinmeye, oturmaya ve çeşitli davranış taklitleri yaparak kişilik geliştirmeye başlar. Bu evrede çocukların anne ve babalarını kimse ile paylaşmak istemedikleri görülür. Ev ortamında çocuk için ağır basmakta olan bu durumu bozan etkenlerin başında televizyonun geldiğine kuşku yoktur. Gündüzleri ev hanımı olan annelerin, geceleri ise, çalışan annelerle babaların adeta dünyadan koparcasına televizyon izleme bağımlılığı anne-baba ve çocuk arasında olması gereken sevgi paylaşımını da engellemektedir. Anne ya da babası televizyon izlerken, çocukların araya girerek izlemeye engel olmaya çalışması ya da televizyonun düğmesine basarak kapatması, kendisi ile ilgilenilmemesi nedeniyle ilgi çekebilme amaçlıdır. Çünkü ev ortamında yalnızca anne-baba olmayıp “ben de bu evde varım” dercesine üçüncü bir kişinin olduğunun bilinmesi gerektiğini çocuk işte bu tür davranışlarla duyuracaktır. Fakat günümüzde gereksinim değil adeta bağımlılık yaratan televizyon, çocuğun tüm çabalarının boşa çımasına neden olur. Çocuk ne yaparsa yapsın ille de televizyon izlenecektir. Bu durumla karşı karşıya kalan çocuk, yine anne-babasını taklit etme dürtüsünün ağır basmasıyla aynı bağımlılığa kendini de kaptıracaktır. O da aynı şeyleri yapacak; televizyon izlemeden yemek yemeyecek, zamanı geldiği halde yatağına gitmeyecek ya da oyuncakları ile oynamak istemeyecektir.

Yapılan araştırmalar sonucu yurdumuzda çocukların televizyon izleme saatleri tutarının gün içinde bir hayli fazlalaştığı saptanmıştır. İzlenme payını artırmayı birinci görev sayan televizyon kanalları filmler, dramalar ve haber programlarında genellikle ahlak dışılığa ya da şiddete yer vermede birbirleri ile adeta yarışmaktadır. Yasadışı yollarla birbirini ezip kahramanlaşanlar, sözel ya da fiziksel şiddet örnekleri, haksızın haklı karşısındaki güce dayalı üstünlüğü, yargılamadaki karmaşa, madde bağımlıların dramı, açık saçık sahnelerin çocuklarımızın sağlıklı büyüme ve psiko-sosyal gelişimine ne kadar zarar verdiği düşünülmelidir.

Televizyonun engellenemeyen bir tutku halini alması sonucu, izlenen estetikten yoksun ve korkunç görüntülü programlar çocuklarda şu olumsuzlukları yaratabilmektedir:

1. Kendine ya da başkalarına yönelik agresif (saldırgan) davranışlar. (Çocuğun kızgınlık ve öfkesini, yanlış yollardan ifade etme girişimi olarak yorumlanabilir.)

2. Anne-baba ve çocuk üçgeninde oluşan iletişim kopuklukları. (Bu durumdaki bir çocuk sürekli olarak ilgi çekebilmeyi amaçlayan olumsuz davranışlar sergilemeye çalışır.)

3. Paylaşma, iletişim kurabilme, oyuncakları ile tek başına oynayabilme alışkanlıklarını kazanamama. (Bu durumdaki çocuk arkadaş grubuna girmekte ve eve gelen konuklara yakınlık göstermekte zorlanır.)

4. Erken yaşlarda başlamak üzere beliren bencilliğe, hileye ve kurnazlığa kaçan davranışlar.

5. Yemek yeme sorunları, uykuda kabus görme, kaygı bozukluğu, algılama kusuru, düşünce ve yargılamada karmaşa.

Ayrıca, son yıllarda hızla artış gösteren ağır bir nörolojik çocuk hastalığına; erken çocukluk döneminde, sürekliliği olan müzik klip kanallarının saatlerce çocuğa izlettirilmesinin neden olduğu saptanmıştır. Tedavisi oldukça güç olan bu hastalık karşısında ailelerin perişan hali içler acısıdır.

Çocuğu televizyon izlemekten yoksun bırakmak değil; ancak kaliteli çocuk yayınlarını günün belirli zamanlarında uzun süreli olmamak kaydıyla belirli bir program içinde izlettirmek önerilmektedir. Ayrıca, ona yemek yedireyim diye kanal kanal reklam ya da çizgi film aramak ise pek önerilmemektedir. Çocuk programları ve çizgi film izlettirme gün içinde programlanabilirse hem çocuğu televizyon izlemekten yoksun etmemiş, onun için izlenmesi gereken programları benimsetmiş, hem de bağımlı olmasını engellemiş oluruz.

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİ
 
Reklam
 
Öğretmenler! Cumhuriyet sizden düşünceleri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister. M.Kemal ATATÜRK
 
Günlük Gazete Köşemiz
 
Didem Senem Sapmaz
 
Image Hosted by ImageShack.us
Günün Resmi
 
 
Bugün 2 ziyaretçikişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Sağlık ve Bilgilendirme Portalıi psikologum.com